Hep hikmetli konuşan Lokman Hekim’in derisi siyah, dudakları da kalınmış. Değerli sözlerini duyarak hayranı olan biri bir gün bakmış ki hayalinde büyüttüğü Lokman, siyah yüzlü, kalın dudaklı biri. Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Lokman Hekim, adamın içinden geçenleri sezmiş olacak ki, şöyle çıkışmış:
– Birader, neden öyle şaşkın bakıyorsun? Boyayı mı beğenemedin, yoksa [...]
Memleketin birinde bir vaiz vardı. Vaaz etmek için kürsüye çıkınca, yol kesici eşkıyaya dua ederdi.
Ellerini kaldırır.
“Yarabbi!” derdi. “Kötülere, bozgunculara ve eşkıyaya merhamet et. Hayır sahipleriyle alay edenlerin hepsine, bütün kafir gönüllülere, kiliselerde, manastırlarda bulunanlara sen merhamet et.” derdi.
Ancak iyi ve temiz kişilere hiç dua etmezdi. Halk bir gün basma toplanarak:
“Senin bu [...]
zamanın birinde adamın biri, yolun kenarına diken ekti. Dikenler büyüyüp gelişince yoldan geçenleri rahatsız etmeye başladı.
Gelip geçenler:
“Bu dikenleri sök, insanları rahatsız etmesin!” demeye başladılar. Adam bunları duyuyor ama aldırış etmiyordu.
Bir gün Allah’ın sadık dostlarından biri onu uyardı:
“Bu dikenleri mutlaka sök!..”
Adam itiraz etmedi:
“Tamam efendim,” dedi. “Bir gün mutlaka sökerim.”
Adam bugün yarın derken, [...]
Adamın biri,
“Herkesin rızkı Allah’tan gelir” hadisinin manasım anlamak istiyordu. Başını alıp çöllere düştü. Bir kenarda yatıp uyuyor gibi gözlerini kapattı.
Kendi kendine:
“Bakalım rızkım nasıl gelecek?..” diyordu.
Derken yolunu kaybetmiş bir kervan, o adamın yattığı yere geldi. O adamı yatmış vaziyette gördüler.
Birisi:
“Bu adam neden böyle kimsenin uğramadığı yerde yatıyor?.. Kurttan, düşmandan korkmuyor mu?.. Ölümü, [...]
Bir gün şeytan, üzgün ve ümitsiz bir halde giderken bir kocakarı onu bu halde gördü ve sordu:
“Ne oldu sana, neden böyle mahzunsun?” Şeytan:
“Şuradaki mabette Barsisa isminde bir adam var. 40 yıldır ibadet edip duruyor. Ne yaptıysam ona tesir edemedim. Sonunda ümidimi kestim, mağlup oldum ve gidiyorum” dedi.
Kocakarı, yırtık-pırtık ayakkabılarını gösterip,
“Bana [...]
Kol, göğüs, kürek gibi bir organın derisi üstüne iğne ba-tırıiıyor, sonra bu iğne deliklerinden boya akıtılarak değişik resimler yapılıyordu ki, buna dövme deniyordu. Eskiden hamamlarda bu iş için tellak denen özel görevliler vardı.
Kazvinli’nin biri dövme yaptırmak için hamama gitti ve tellaktan sırt kürek kemiklerinin üstüne bir arslan resmi yapmasını istedi.
Tellak [...]
Bir gün, bir gramer bilgini, iskelede duran bir kayığa binerek, karşı sahile geçmek istedi. Kıyıda müşteri bekleyen kayıkçılardan birine seslendi. Kayık iskeleye yanaşınca, bilgin de kayığa atladı. Kayık yavaş yavaş, deniz üzerinde seyretmekte iken, bilgin kayıkçıya sordu:
“Sen hiç gramer okudun mu?” “Hayır, ben o dediğin şeyi bilmem.” Bilgin:
“Vah vah, çok üzüldüm. [...]
Kuruntulu Öküz
Çayın ve otu bol, yemyeşil bir adada obur bir öküz vardı. Gün boyu yayılır» tıkabasa doyar, semirip şişmanlardı.
Ama akşam oldu mu bir kenara çekilir, “Yarın ne yiyeceğim, ya otlar kurur, aç kalırsam” diye kuruntulara kapılır, üzülüp kederlenirdi. Ve üzüntüsünden sabaha kadar erir, zayıflardı.
Sabah olunca otların kurumadığını görüp sevinir, yeniden [...]
Fil Neye Benzer?
Hintliler karanlık bir ahıra bir fil koyup o güne kadar hiç fil görmeyen insanları çağırarak bir deneme yaptılar.
Fili görmek için gelenler, ortamın karanlık olması sebebiyle hiçbir şey göremiyordu. Gözlerini kullanamayınca bu sefer el yordamıyla file dokunarak onun nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştılar.
Dışarıya çıktıklarında tek tek hepsine filin [...]
İsa aleyhisselam, kırlarda dolaşırken, bir ağacın altında bir adamın kendinden geçmiş bir halde dua ettiğini görür. Yakınına geldiğinde, adamın ayaklarının tutmayan bir kötürüm olduğunu fark eder. Daha da yaklaştığında, buna ek olarak gözünün de görmediğini, vücudunda baras hastalığının bulunduğunu anlar. Ancak, adamcağız bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi [...]

