Kategori: İlahi Aşk

post thumbnail

Hz.Musa (a.s) ve Cennetteki Arkadaşı

Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün münacatları esnasında «Ya Rabbî! Cennette benim arkadaşım kimdir, bana göster.» diye iltica eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri:
- Ya Musa! Filan şehirde, filan çarşıda ve şu şemail ve isimde bir kasap vardır. O kimsedir, diye ilham eyler.
Hz. Musa Aleyhisselâm hemen hareket eder ve o kasabı bulur. Dükkânının karşı tarafında, bir [...]

post thumbnail

“Allah’ın Mazlumları Zalimlere Karşı Koruması”

İbrahim Aleyhisselam’ın bir kıssası vardı. Bir zaman İbrahim Aleyhisselam, eşi Sare validemizle birlikte Mısır’a gider. O devirde Mısır’da Firavunlar hüküm sürmektedir. Firavun zulümde en zirveye çıkmıştır. Şehrin giriş ve çıkışları kontrol altındadır. Gelen gidenlerin haberleri anında Firavuna bildirilmektedir. Özellikle kadınlara karşı zaafı olan Firavun, gözüne kestirdiği kadını yanında alıkoyuyordu.
Görevliler Sare validemizi alıp, Firavun’a götürmek isterler. [...]

post thumbnail

“Evim, Peygamber Hanesine Benzedi.”

Hz. Mevlana, evlerinde yiyecek olarak hiçbir şey kalmadığını söyleyen hanımına tekrar tekrar sormuş:
- “Gerçekten hiçbir şey kalmadı mı”?
- “Evet”, demiş eşi. Hiç yiyeceğimiz kalmadı.
O yoklukta tükenmez hazinelerin sahibini bulan Mevlana , ellerini kaldırıp:
- “Allah’ım sana hamd-ü senalar olsun” diye şükretmiş.
- “Evim, Peygamber hanesine benzedi”.

post thumbnail

Ahsen-ül Kasas

Başlıkta okuduğumuz terkip, ‘Kıssaların en güzeli’ demektir. Bu tâbir, Kur’ân-ı Kerim’de, Hz. Yûsuf aleyhisselâmın kıssası için kullanılmıştır. Bu kıssayı, ya bir tefsirden, veya onunla alâkalı bir kitaptan okumanızı tavsiye ederiz.
Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır’a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz. İshak, büyük dedesi de Hz. İbrâhim’dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi, küfre karşı [...]

post thumbnail

Ashabı Uhud – Büyük İmtihan

Sizden öncekiler arasında bir kral vardı. Onun bir de sihirbazı vardı. Sihirbaz yaşlanınca krala: “Ben artık yaşlandım. Bana bir genç gönder de ona sihir yapmayı öğreteyim!” dedi.
Kral da sihir yapmayı öğretmesi için ona bir genç çocuk gönderdi. Gencin geçtiği yolda bir (müslüman)rahip yaşıyordu. Genç bir gün giderken rahibe uğrayıp onu [...]

post thumbnail

Bizim Derdimiz Altın Değildir

Sünbül Efendinin sohbetleri ile pişerek, teveccühleri bereketiyle mânevî dereceleri katetti. Pek zekî olan Merkez Efendi, hocasının terbiyesi altında riyâzet ve mücâhedeler yaparak, yâni nefsinin istediklerini yapmayıp, istemediklerini yapmak sûretiyle, kısa zamanda tasavvufta yüksek derecelerin sâhibi oldu. Hocasının kendisine icâzet, diploma verdiği sıralarda, Aksaray’da Kovacı Dede dergâhına hoca tâyin edildi. Kısa sürede, dergâh talebelerle dolup taştı. [...]

post thumbnail

Miraç Ve Namaz

Malik bin Sa’saa r.a anlatıyor:
Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular:
Ben Kâbe-i Muazama’da iki kişinin arasında uyku ile uyanıklık arasında yatmakta iken, içi îman ve hikmetle dolu, altından bir leğen getirdiler. Boğazımdan karnıma kadar göğsümü yardılar. Zemzem suyu ile yıkayıp, îman ve hikmetle doldurdular. Katırdan küçük merkepten ise büyük, burak denilen bir hayvan getirdiler. Cibril Aleyhisselâm ile beraber [...]

post thumbnail

AŞIKLAR DEFTERİ…

Semnun Muhib rahmetullahi aleyh, yaşı ilerlemiş, ömür merdiveninin son basamağına yaklaşmıştı. Bu yaşına kadar başından evlilik geçmemişti. Ömrünün bu son anlarında, sadece sünnete tâbi olmak ve efendimizin sünnetini yerine getirmek için evlenmek istedi. Bu talep üzerine yakınları ona evleneceği bir kız bulurlar.
Evlendikten sonra aradan geçen zaman içinde Semnun [...]

post thumbnail

Mecnun’un Devesi

MECNUN LEYLA’sının köyüne gitmek için, dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldı. Mecnun’un tek derdi, bir an önce Leyla’sına kavuşmaktı. Dişi deve ise, geride bıraktığı yavrusunu düşünmekteydi ve onun tek derdi ise, geriye dönmekti.
Mecnun bir an dalıp gitse, elinden yuları gevşetse, deve bunu hisseder ve geriye döner geldikleri köye yani yavrusunun olduğu yere [...]

post thumbnail

sevdiğine hediye sayılmaz ey derviş

Birgün yaşlı bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan
bir genc kıza rastlamış…

Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.

“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
“Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane” diye soruvermiş baba derviş.
Kız şaşkın:
“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar [...]

WordPress Blog