Kategori: Mesneviden

post thumbnail

“Evim, Peygamber Hanesine Benzedi.”

Hz. Mevlana, evlerinde yiyecek olarak hiçbir şey kalmadığını söyleyen hanımına tekrar tekrar sormuş:
- “Gerçekten hiçbir şey kalmadı mı”?
- “Evet”, demiş eşi. Hiç yiyeceğimiz kalmadı.
O yoklukta tükenmez hazinelerin sahibini bulan Mevlana , ellerini kaldırıp:
- “Allah’ım sana hamd-ü senalar olsun” diye şükretmiş.
- “Evim, Peygamber hanesine benzedi”.

post thumbnail

Davud-u Taî – Nafakası bitince eceli geldi

Zamanın halifesi Harun Reşit, baş kadı Imam-ı Ebû Yusuf’la büyük velî Davud-u Taî Hazretlerini ziyarete gitmişti. Davud-u Taî Hazretlerinin evine varıp kapısını çaldılar. Kapıyı büyük velînin yaşlı annesi açtı. Harun Reşit ve Ebû Yusuf yaşlı kadına Davud’la görüşmek istediklerini söylediler. Kadın içeri girip görüşmek istediklerini söyleyince, Davud-u Taî Hazretleri:
- Benim dünya ehli kimselerle işim yok, [...]

post thumbnail

Ateşe Atılan Çocuk…

İslâmiyetten önce îsrailoğullarından zalim bir kral ken­di dininden olmayanlara zulmediyordu. Bir meydanda Nemrud’un ateşi gibi büyük bir ateş yaktırmış, yanına da bir put diktirmişti. Isa dinine inananları oraya toplamış, puta secde etmeyenlerin ateşe atılmasını emretmişti.
inancından vazgeçmeyenler tek tek ateşe atılmaktaydı. Sıra, kucağında çocuk olan bir kadına gelmişti. Herkese söyledikleri gibi ona da puta secde etmesini [...]

post thumbnail

Mesciddeki Direk..

Peygamberimizin Medine Mescidinde kuru hurma ağacından bir direk vardı. Peygamberimiz hutbe okurken ona dayanıyordu. Çünkü henüz mescidde minber yoktu.
Nihayet bir sahabi üç basamaklı bir minber yapıp mes­cide getirince bu direği arka tarafta bir köşeye koydular. İhtiyaç olunca da yakarız diye düşündüler.
Cuma namazı vaktinde Resulullah yeni minberinde hutbe okuyordu. Camide bir ağlama sesi işitildi. Hamile bir [...]

post thumbnail

Hz.Ömer ve Çalgıcı…

Hz. Ömer Ve Çalgıcı
Hz. Ömer’in halifeliği zamanında müthiş cenk çalan bir çalgıcı vardı. Yaşı ilerleyip ihtiyarlayınca sesinin güzelliği kayboldu, beli büküldü ve itibardan düştü.
Artık kimse onu davet etmiyor ve para kazanmıyordu. Üstelik biriktirdiği paralar da tükenmiş, bir parça ekmeğe muhtaç hale gelmişti.
Çaresizlik insana “Allah” dedirtir ya, bu çalgıcı da elleri­ni açarak:
“Ya Rabbi, bunca zamandır [...]

post thumbnail

Konuşan Taşlar…

Ebu Cehil, avucuna küçük taşlar alıp, ashabıyla oturan Peygamberimizin yanına geldi ve onu mahcup etmek için,
“Peygambersen avucumda ne var söyle?” dedi. Aklı sıra Peygamberimiz bilemeyecek, o da,
“Gördünüz mü daha avucumdakini bilemiyor, gökler­den haber vermeye kalkışıyor” deyip onunla alay edecekti.
Fakat bir sürprizle karşılaştı. Peygamberimiz gayet sakin ona şöyle dedi:
“İstersen avucunda ne olduğunu ben söyleyeyim, ister­sen avucundakiler [...]

post thumbnail

Ayna…

Bir gün Peygamber Efendimizle karşılaşan Ebu Cehil,
“Beni Haşim soyundan
senden daha çirkin yüzlü biri yok­
tur” dedi. Peygamber Efendimiz:
“Söylediğin doğrudur” cevabını verdi.
Biraz sonra Hz. Ebubekir geldi ve “Yüzün güneş gibi parlıyor. Senin yüzünden daha güzel ve göz kamaştırıcı bir yüz görmedim ya Resulallah” dedi.
Peygamberimiz ona da “Doğru söyledin” karşılığını verdi.
Orada bulunanlar, “Ey Allah’ın peygamberi, birbirine [...]

post thumbnail

Ayakkabıdaki Yılan…

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v), arkadaşlarıyla bir gezintiye çıkmıştı. Güzel bir yerde, bir pınar başında oturup dinlendiler.
Namaz vakti girince pınar suyundan abdest aldılar. Peygamberimiz de abdestli olduğu halde mestlerini çıka­rıp abdest aldı.
Mestin birini giyerken bir tavşancıl kuşu hızla uçarak geldi ve diğer mesti ağzına alıp havalandı. Oradakiler bu olayı garipsediler ve gözleriyle kuşu takip etmeye başladı­lar.
Peygamberimiz [...]

post thumbnail

Kuşun Gölgesini Vuran Avcı…

Kuşlar yüksekten uçarken gölgeleri de yerde uçar görü­nür. Budala avcı, başını kaldırıp havada uçan kuşları gör­

mediğinden, yerdeki gölgeleri gerçek zannediyor ve onlar; avlamak için ok atıp duruyordu.
Nihayet gölgelerin peşinde koşmaktan ve ok atmaktar yoruldu. Ok torbası boşaldığı halde bir kuş bile avlayamadi.
Gün sona ermiş, oklar boşa gitmişti. Eve eli boş döner ken üzüntü içindeydi. Bütün [...]

post thumbnail

Mecnun’un Endişesi…

Mecnun ayrılık derdinden dolayı boğaz hastalığına ya­kalandı. Tedavi için hekim çağırdılar. Hekim gelip Mec-nun’u muayene etti ve Mecnun’dan kan almaktan başka çare bulamadı. Kan alma işini yapan bir hacamatçı çağır­dılar. Hacamatçı geldi, Mecnun’un kolunu bağladı. Şişmiş olan yeri keseceği sırada Mecnun bir nara atarak dedi ki:
“Ey kan alan adam!.. Ey hacamatçı hekim!.. Paranı al ve [...]

WordPress Themes